• Skype ID : engoo_destek_tr
  • |
  • Telefon : 0212 803 25 07
Europe_size_fark_2

Birbirine Benzeyen 13 Kelime Arasındaki Küçük Farklar

"Everyone" ve "everybody," veya "have to" ve "must" gibi kelimeler birbirine çok benzeyen anlamlar taşır. Bu kelimeleri kullanırken hangisini seçeceğinize belirsiz bir hisle mi karar veriyorsunuz? Bu gibi benzer kelimeler arasındaki farkları bir kez anladığınızda, İngilizcedeki detayları doğru bir şekilde ifade edebileceksiniz.
Bu yazıda birbirine çok benzeyen kelimeler arasındaki farkları inceleyeceğiz. Sizler de İngilizce çeviri yaparken veya günlük konuşma pratiği esnasında aklınızda bulunması gereken kalıplar olarak bu maddeleri not alabilirsiniz.

 

1. ‘’Everyone’’ ve ‘’Everybody’’

Bu iki kelime de herkes, bütün insanlar anlamı taşır. Fark şudur ki, ‘everybody’ kelimesi daha sıradan ve gündelik konuşmalarda kullanılır.

Eğer ‘of’ + çoğul özne kullanılırsa, ‘everybody’ yerine ‘every one’ kullanılır. Bu durumda ‘every’ ve ‘one’ kelimeleri arasında boşluk olması gerektiğine dikkat edilmelidir.

Hello, everyone! Nice to meet you.
(Herkese merhaba! Tanıştığımıza memnun oldum.)

Does everybody go out to the sea?
(Herkes denize gidiyor mu?)

Every one of them was glad to hear that.
(Onların her biri bunu duyduklarına memnundular.)

 

2. "Project" ve "plan"

Bu kelimelerin ikisi de ‘plan’ anlamı taşır.
‘‘Project’’ kelimesi büyük ölçekli ve bir organizasyon tarafından yapılan planlardan kişisel planlara kadar her şeyi kapsayabilir.
‘Plan’ ise birçok durumda kullanılmasına rağmen daha çok kişisel planlar içindir.

The Japanese government is working on a joint project with the U.S. government.
(
Japonya hükümeti Amerika hükümeti ile ortak bir proje üzerinde çalışıyor.)

I have a plan to study Russian Literature
(
Rus Literatürü okuma planım var.)

 

3. "Form" ve "shape"

Her iki kelime de form anlamına sahiptir.
‘Form’ kelimesi çok daha geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Örneğin gölgeler, sıvılar ve organizasyonlar için kullanılabilir. Genelde soyut ve somut anlamda bir şeyin şeklini ifade etmek için kullanılır.
‘Shape’ kelimesi daha çok fiziki anlam taşımaktadır. Genelde 3 boyutlu şekilleri ifade etmek amaçlı kullanılır.

The form of the country’s government is different from ours.
(
Ülkenin hükümet şekli bizimkisinden daha farklı.)

There is a rock in the shape of a dog.
(
Burada köpek şekilli bir kaya var.)

 

4. "Early," "fast," "quickly," ve "rapidly"

Burada ki belirteçlerin her biri, erken ve çabuk anlamındadır.
‘Early’ kelimesi belli bir zaman içinde ve ya beklenildiğinden daha erken anlamına gelir.
‘Fast’ kelimesi bir cismin hızlıca yer değiştirdiğini anlatmak için kullanılır. Örneğin koşmak ve yüzmek gibi hızlı aksiyonlar.
Bununla bağlantılı olarak ‘quickly’ kelimesi daha çok anlık bir hız anlamı taşır. Daha çok, hızlı cevap, hızlı atak bir şeyi fazla zaman almadan yapmak gibi düşünülebilir.
‘Rapidly’ kelimesi ise bir şeyin sabit bir hızda değişmesi anlamını yansıtır.

"Rapidly" is used to describe something that is changing at a radical speed.
(
Büyümek, genişlemek, değişmek gibi olayların oluşum hızlarını ifade etmek için kullanılır.)

I get up early every morning.
(
Her sabah erken kalkarım.)

He can swim very fast.
(
O çok hızlı yüzebilir.)

She ran away quickly.
(
O hızlıca koşarak uzaklaştı.)

The birth rate is increasing rapidly.
(
Doğum oranı hızlıca artıyor.)

 

5. "Big" ve "large"

Bu ikisi de büyük anlamına gelen sıfatlardır.
Aralarında ki fark ise ‘big’ kelimesinin konuşma dilinde, ‘large’ kelimesinin de daha resmi bir kelime olarak yazma dilinde kullanılıyor olmasıdır.
Ek olarak, ‘big’ kelimesi genelde fiziken var olmayan fikir ve konsept gibi şeyleri ifade etmek içinde kullanılır. Daha çok soyut bir anlamdadır.
‘Large’ kelimesi sıklıkla sayı, kapsam, porsiyon gibi miktar ifade eden şeyler için kullanılır ve daha çok somut bir anlam ifade eder.

You have become a big boy.
(
Kocaman bir adam oldun.)

China is larger than Australia.
(
Çin, Avustralya’dan daha büyüktür.)

 

6. "Small" ve "little"

İkisi de küçük anlamına gelen sıfatlardır.
‘Small’ kelimesi bir şeyin nesnel anlamda küçük olduğunu ifade eder.
"Little" kelimesi ise daha çok ‘küçük, şirin’ gibi hissel şekilde kullanılan ifadeler için vardır. "Small girl" ifadesi sadece bir kızın küçük olduğunu ifade ederken ‘little girl’ kelimesi ise daha çok bir kızın küçük ve bu yüzden şirin olduğunu ifade eder.

The market of this country is smaller than that of our country.
(
Bu ülkede ki marketler bizim ülkemizdekilerden daha küçük.)

She bought a little teddy bear.
(
O küçük bir oyuncak ayı aldı.)

 

7. "Many," "much," ve "a lot of."

Bu kelimelerin hepsi, bir şeyin sayıca çok ve bol olduğunu ifade eder.
‘Many’ kelimesi çok ve sayılabilir nesneler için kullanılır.
‘Much’ kelimesi çok ve sayılamayan nesneler için kullanılır.
‘A lot of’ kelimesi hem sayılabilir hem de sayılamaz nesneler için kullanılabilir.
Birçok durumda, olumlu cümleler için ‘a lof of’ kelimesi ‘much’ kelimesinden daha uygun olacaktır.

Many people visit Paris every year.
(
Her yıl Parisi bir çok insan ziyaret etmektedir.)

I don’t have much time right now.
(
Şuan çok zamanım yok.)

I ate a lot of fish at the restaurant.
(
Restoranda bir çok balık yedim.)

 

8. "Select" ve "choose"

Bu ikisi de seçmek anlamına gelen fiillerdir.
‘Select’ kelimesi nesnel bir anlam taşırken, ‘choose’ kelimesi daha öznel bir anlama sahiptir.
‘Select’ kelimesi nesnel olarak bir çok seçenekten birini seçmek için kullanılır.
Öte yandan, ‘choose’ kelimesi dana çok öznel seçenekler arasından seçmeyi ifade eder.

The political party had to select a new leader.
(
Siyasi partinin, yeni bir lider seçmesi gerekti.)

Please choose a gift from the catalog.
(
Lütfen katalogdan bir hediye seçin.)

 

9. "Collect" ve "gather"

Bu iki kelimede toplamak anlamına gelmektedir.
‘Collect’ kelimesi aynı şeyleri farklı yerlerden toplayıp bir araya getirmek anlamı taşır.
‘Gather’ kelimesi ise faklı şeylerin farklı yerlerden toplanıp bir araya getirilmesi gibi bir ayrıntıya sahiptir.
‘Collect’ kelimesi biraz daha seçici bir toplama eylemini belirtir.

The researcher collected information from the internet.
(
Araştırmacı internetten bilgi topladı.)

We promised to gather in the park.
(
Parkta toplanacağımıza söz vermiştik.)

 

10. "Fix" ve "repair"

‘Fix’ ve ‘repair’ kelimelerinin ikiside tamir etmek anlamına gelir.
"Fix" kelimesi daha yaygın olarak kullanılırken aynı zamanda soyut anlamlarda da kullanılabilir.
"Repair" kelimesi ise makina tamiri gibi daha komplike işler için kullanılmaktadır.

To fix the problem, do one of the following.
(
Problemi çözmek için bunlardan birini yap.)

She asked me to repair her car.
(
O, arabasını tamir etmemi istedi.)

 

11. "Will" ve "be going to"

Bu ikiside gelecekte olacak olan olayları ifade eder.
"Be going to" kalıbı planlanmış bir geleceği ifade eder, ve ya açıkça olup bitecek şeyleri anlatır.
Diğer bir yandan, "will" kelimesi ise, hali hazırda planlanmış, ama daha çok söyleyenin tahminini veya niyetini ifade eder.

It’s going to rain tomorrow.
(
Yarın yağmur yağacak.)

It will rain tomorrow.
(
Yarın yağmur yağacak.)

* "Be going to" kalıbı genelde hava tahminleri gibi örneğin havanın bulutlu olmasına dayanan yağmur tahminleri için kullanılabilir.. "Will" kelimesi ise bir kimsenin kişisel tahminlerini ifade etmek için kullanılabilir

 

12. "Must" ve "have to"

Bu ikisi de bir şeyi yapma ihtiyacı/gerekliliğini ifade eder.
"Must" kelimesi bir kimsenin bir şeyi öznel niyetlerine dayalı olarak yapması gerektiğini ifade eder.
"Have to" kelimesi ise aynı şekilde fakat daha nesnel niyetler için kullanılır.

I must study.*
(
Ders çalışmak zorundayım.)

I have to study.
(Ders çalışmam gerek.)

* ‘Must’ içeren örnekte ki ayrıntı, bir kimsenin kendi hayal ve amaçlarını gerçekleştirmek için çalışmak zorunda olduğunu belirtirken, ‘have to’ içeren örnekte ki ayrıntıda, istemeyerek de olsa çalışmaya devam edilmesi gerektiği, aksi takdirde ebeveynlerin ve ya öğretmenin kızabileceğini belirtir.

 

13. "Nice to meet you" ve "nice to see you"

Bu ikisi çok benzer görünebilir fakat anlamları farklıdır.
"Nice to meet you", biriyle tanışıldığı zaman kullanılır ve tanışmanın verdiği memnuniyeti anlatır.
"Nice to see you" ise, daha önceden tanışılmış ve tekrar karşılaşılmış kişi için kullanılır. Birini tekrar görmenin verdiği memnuniyeti anlatır.

Bunlar bir kaç temel kelime ve ifadelerdir, fakat aralarında ki farkı anlamak ve birbirlerinden ayırıp doğru anlarda kullanmak, sıradan İngilizce seviyesinde zor olabilir. İngilizce bilginiz genişlediğinde, kelime hazneniz de genişleyecek, bu gibi ayrıntılar zamanla anlaşılması zor hale gelecektir. Aklında birçok soru olması ve kendine ‘Ben bunların aynı anlama geldiğini sanıyordum. Öyle değil mi?’ gibi sorular sormanız ve bu soruları kendi başınıza çözebilmenizin, İngilizce gelişiminize kesinlikle katkısı olacaktır.

Yazıyı beğendiyseniz, paylaşabilirsiniz

Benzer Haberler

Yorumlar

Yeni İçeriklerden Haberdar Olun

Dersi
14.7TL'ye
denk gelen özel paketler

Hemen Başla