Europe_size_meeting-new-people

“How are you?” Sorusuna Vereceğiniz Cevap İletişiminizi Büyük Ölçüde Etkileyecektir

"Hello, how are you?"

Birçoğunuz tüm İngilizce konuşmalarının bu şekilde başlayacağı düşünebilirsiniz. Gerçekten de, çeşitler ve ayrıntılardaki değişikliklere rağmen, birçok İngilizce diyalog "How are you?" ile başlar. İngilizce kullanarak iletişim kurmaya devam ettiğiniz sürece, yeni başlayan her diyaloğa bu soruya cevap vermeniz gerekmektedir. “How are you?” sorusuna vereceğiniz cevap, iletişiminizi büyük ölçüde etkileyecektir.

“How are you?” sorusuna ”Fine, thank you. And you?” şeklinde cevap vermek, biraz düz ve sıradan bir cevap olmaktadır. Kişiliğinizi yansıtmak adına kullanabileceğiniz küçük bir kalıp bile, karşınızdakinin hakkınızda bir izlenime sahip olmasına sağlayacaktır. Peki, ana dili İngilizce olan kişiler ‘Fine, thank you, and you?’ kalıbı hakkında ne düşünüyorlar?

Burada bahsedilen şey, yerel dili İngilizce olan birinin size kesinlikle ”Fine, thank you. And you?” demeyeceği anlamına gelmemektedir.

Hadi bir örnek vermek adına 1940’ların Amerikası’na gidelim. Diyelim ki siz 40’lı yaşlarında küçük bir çiftlik kasabası olan Kansas’ta yaşayan bir beyefendisiniz. Bu kasaba 2500 kişilik bir nüfusa sahiptir ve herkes birbirini tanımaktadır. Siz Connecticut'ta yaşayan bir kuzeninize bir mektup göndermek için postanedesiniz. Pul almak için oturup sıranızı beklerken, yaşlı bir adam size seslenir. Bu kahverengi takım elbiseli ve sert görünüşlü yaşlı adamın bir zamanlar ilkokuldaki favori öğretmeniniz olduğunu fark edersiniz.

Öğretmen size ‘Hello Matthew, How are you?’ diye soruyor. Onu aşağı yukarı 10 yıldır, yani ilkokuldan beri görmediniz. Sağlığınız genel olarak iyi; tabii ki ayrıntılara girersek bir kaç şikayetin var fakat bunları başka insanlara aktaracak kadar önemli görmemektesiniz. Öğretmenin gözlerine bakarak, “I am fine. Thank you. And you?” diyorsunuz.

Böyle bir zamanda ve böyle bir durumda, bu tarz bir cevap gayet normal ve doğal, fakat 2016 yılında, günümüzde böyle bir cevap biraz modası geçmiş kalacaktır.

 

‘How are you?’ sorusuna nasıl cevap verilir?

“Fine, thank you. And you?” ifadesi, modern toplumlarda çok nadir rastlanan bir ifadedir, fakat “How are you?” sorusu sıklıkla sorulmaktadır. Bu soruya verilebilecek iyi bir cevap, fazla resmi ama çokta laubali olmayan bir cevap olabilir. 
Türkçe’de bu sorunun karşılığı olan ‘Nasılsın?’ sorusu, tam anlamıyla ‘Durumun nasıl?’ sorusuna karşılık gelmektedir. Yani, sorunun sadece sağlığınızla ilgili olmadığı, aksine genel anlamda durumun nasıl olduğuna değindiği anlaşılabilir. 

Cevap vermeye ilk olarak “I am…” şeklinde başlayarak, sonrasında sağlığınızdan, ruhsal durumunuzdan, diğer insanlarla ilişkilerinizden, iş hayatınızdan, belki özel hayatınızdan bahsedecek bir kaç kelime seçip karşınızdakine iletebilirsiniz. Bu arada, ‘I am…’ kısmını atlamanızda yani ‘Fine, thank you’ gibi bir cevap vermenizde mümkündür.

Ayrıca, “I am feeling goovy today. (Bugün harika hissediyorum)” veya ”I feel great today. (Bugün süper hissediyorum)” der gibi “I am feeling... (...hissediyorum)” kalıbını kullanabilirsiniz.

Aşağıdaki birkaç cevap çeşidini inceleyiniz.

Standart cevaplar
I’m good.(İyiyim.)
I’m all right.(Ben iyiyim.)
Not bad.(Fena değil.)

Çok iyi hissettiğinizde verebileceğiniz cevaplar
I’m excellent.(Mükemmelim.)
I’m awesome.(Harikayım.)

Daha önce hiç olmadığı gibi hissettiğinizde verebileceğiniz cevaplar
Better than ever.(Hiç olmadığı kadar iyiyim.)
Never been better.(Daha önce hiç bu kadar iyi olmamıştım.)

Pek iyi hissetmediğinizde verebileceğiniz cevaplar
I’m okay.(Halimden memnunum.)
Could be better.(Daha iyi olabilirdim.)
I don’t feel well.(İyi hissetmiyorum.)
I am very sleepy.(Çok uykum var.)
I’ve felt worse.(Daha kötü hissettiğim oldu.)

‘So so (şöyle böyle)’ ve ‘okay’ kelimeleri daha çok negatif bir anlam iletmektedir. Eğer kötü hissetmiyorsanız, ‘good’ ve ‘great’ gibi daha pozitif cevaplar seçmeniz çok daha iyi olacaktır.

 

‘How are you?’ sorusuna cevap verdikten sonra ne yapılmalı?

‘How are you?’ sorusuna cevap vermekle sohbet bitmiş sayılmaz. Eğer konuşmayı sürdürmek isterseniz, cevabınızın sonuna birkaç sey eklemeniz gerekecektir. Sohbeti devam ettirmek için kullanabileceğin aşağıdaki 2 metodu inceleyin.

1. ‘But (ama)’ ile devam etmek
I’m good, but it’s getting cold.(İyiyim ama hava soğuyor.)
I feel good, but I’m hungry now.(Iyi hissediyorum ama karnım acıktı şimdi.)
I’m all right, but it’s raining.(Ben iyiyim ama yağmur yağıyor.)

2. ‘Because (çünkü)’ ile devam etmek
I’m good because I just got promoted. (İyiyim çünkü daha yeni terfi ettim.)
I’m feeling good because I just had a really good lunch.(İyi hissediyorum çünkü biraz önce çok güzel bir öğle yemeği yedim.)
I’m good because I’m going on a date tonight.(İyiyim çünkü bu gece buluşmam var.)
I’m extremely depressed because my girlfriend wants to break up with me.(Çok fena moralim bozuk çünkü kız arkadaşım benden ayrılmak istiyor.)

‘But’ ve ‘because’ kullanımı size, en basit cevap içinde bile kullansanız sohbete genişlik katabileceğinizi göstermektedir. 
Yine de bir kimseyle ne kadar iletişim halinde olmak istediğiniz size ve tercihlerinize bağlıdır. Bu yüzden kendinize biraz yer ayırırken, sohbetlerin keyfini çıkarın.

Son olarak, karşınızdakine aynı soruyu sormak için ‘and you?’ kullanımını aşağıdaki bazı alternatifler ile değiştirebilirsiniz.

What about you? (ya sen?)
How about you?  (ya sen?)

Bunları da öğrenmeyi unutmayın.

I don’t understand. Are you asking me how am I? (Anlamadım? Bana nasıl olduğumu mu soruyorsun?)

I feel great because I just finished writing this article. Thanks for asking.
How about you? (Çok iyi hissediyorum çünkü sonunda bu yazıyı bitirebildim. Sorduğun için teşekkürler. Ya sen?)

Yazıyı beğendiyseniz, paylaşabilirsiniz

Benzer Haberler

Yorumlar

Yeni İçeriklerden Haberdar Olun

Dersi
14.7TL'ye
denk gelen özel paketler

Hemen Başla