Nasıl Daha Hızlı Akıcı Olunur?

Hepimiz akıcı İngilizce konuşmak istiyoruz ve ne kadar erken olabilirsek bizim için o kadar iyidir. Peki ama bu süreci nasıl hızlandırabiliriz?

Kendinize aşağıdaki beş soruyu sorun. Ne yapmanız gerektiğini hemen göreceksiniz!

1. Neyi Akıcılık Olarak Tanımlıyorsunuz?

Öncelikle, “İngilizce” nin veya “akıcılığın” sizin için ne anlama geldiğini anlamanız gerekir. Örneğin, konuşma İngilizcesi, iş İngilizcesi mi, seyahat İngilizcesi mi, hayatta kalma İngilizcesi mi yoksa tıbbi İngilizce mi demek istiyorsunuz?

Bunu anlayabilmenin başka bir yoluda şudur: Kendinizi İngilizce ile ne yaparken görüyorsunuz? Araştırmalar, öğrencilerin bir dili nasıl kullanabilecekleri konusunda net bir fikre sahip olduklarında daha motive olduklarını göstermiştir. Bu motivasyon, daha hızlı öğrenmelerine yardımcı olabilir.

İngilizce ile ne yapmak istediğinizi anlamak için Pearson GSE’nin ortak öğrenme hedefleri listesine bakın. İhtiyaçlarınıza en uygun hedefleri seçin ve bunlara öncelik verin. Ardından, bu hedeflere mümkün olan en hızlı şekilde nasıl ulaşabileceğinizi öğrenmek için bu kılavuzu kullanın.

2. İngilizceyi Ne Sıklıkta Kullanıyorsunuz?

Akıcı bir konuşmacı olmak istiyorsanız kendinize “Ne sıklıkla İngilizce konuşuyorum?” diye sorun. Eğer okuma becerinizi daha da hızlandırmak istiyorsanız, kendinize “Ne sıklıkla İngilizce okuyorum?” sorusunu sorun.

Başka bir deyişle, iyi olmak istediğiniz şeyleri ne sıklıkla yaptığınızı kendinize sorun. Sonra bunları nasıl daha da sık yapabileceğinizi öğrenin. Ne kadar çok pratik yaparsanız, o kadar hızlı gelişirsiniz.

Örneğin, İngilizce’de akıcı olmak istiyorsanız, konuşma pratiği yapmak için daha fazla şans bulabilirsiniz. Daldırma, bunu yapabilmenin etkili bir yoludur, neyse ki bu günlerde bunu yapmak için İngilizce konuşulan bir ülkede olmanıza gerek yok. Sadece İngilizce konuşmalısınız. Evet, kendinize bile!

3. İngilizce Öğrenmeyi Ne Kadar Seviyorsunuz?

Herhangi bir dili öğrenmek uzun vadeli bir taahhüttür ve motivasyon başarının anahtarıdır. Motive olmanın (ya da en azından onu kaybetmemenin) büyük bir kısmı, yaptığınız şeyden zevk almaktır.

Bir şeyi ne kadar seversen, yorgun olsan bile ona zaman ayırmaya o kadar istekli olursun. Dolayısıyla, İngilizce öğrenmekten hoşlanmıyorsanız, onunla eğlenmenin yollarını arama zamanı.

İlk adım, işinize yaramayan öğrenme yöntemlerinden ve araçlarından kurtulmaktır.

  • Kelime kartlarıyla kelime ezberlemekten hoşlanmıyor musunuz? Onları bir kenara bırakın. 
  • Mevcut ders kitabınızı beğenmediniz mi? Onları kullanmayı bırakın.

Dil öğrenimi eğlenceli olmalı ve öğrenme süreci her kişi için farklı olmalıdır, bu nedenle başkalarıyla aynı şekilde çalışma gereğini hissetmeyin.

Onun yerine neyi eğlenceli bulduğunuzu düşünün ve onu yapın! Örneğin, kelimelerden hikayeler yapmayı tercih ediyorsanız, kelime kartlarıyla çalışmak yerine onu yapın.

İngilizce öğrenmekten ne kadar zevk alırsanız, o kadar motive olursunuz ve başarılı olma olasılığınız o kadar artar.

4. Ne Kadar Rehberlik Alıyorsunuz?

Olimpik sporcuların neden antrenörleri olduğunu hiç düşündünüz mü? Alanının en iyileri bile rehberlik alıyorsa, biz de bunu istemeliyiz!

Çoğumuz ücretsiz bir uygulamaya güvenerek veya bir ders kitabı okuyarak bir dilde akıcı hale gelemeyiz. Kendi “koçluğumuza” da ihtiyacımız vardır.

Kendinize şu soruları sorun:

  • Soru sorabileceğim birileri var mı?
  • İngilizce becerilerim hakkında bana geri bildirimde bulunabilecek kimse var mı?
  • Bana İngilizce öğrenmeyle ilgili ipuçları verebilecek biri var mı?

Bu tür yardımı alacak kimseniz yoksa, bir ders almak veya bir eğitmen bulmak isteyebilirsiniz.

5. Öğrenmeye Ne Kadar Zaman Harcıyorsunuz?

Çalışmalarınıza her gün gerçekçi olarak ne kadar zaman ayırabilirsiniz? Daha erken uyanarak çalışmalarınız için daha fazla zaman ayırabilir misiniz?

Daha fazla çalışmayı daha kısa sürelere nasıl sığdıracağınızı bilmiyorsanız, şunu deneyin:

  1. Her gün yaptığınız şeylerin bir listesini yapın ve her faaliyet için harcadığınız zamanı listeye dahil edin.
  2. Bir hafta sonra listeyi kontrol edin ve programınızda hangi aktiviteler için daha az zaman harcayabileceğinizi veya programınızdan çıkarabileceğinizi görün.
  3. O aktivite yerine bu ekstra zamanı çalışmaya ayırın!

Ve unutmayın, İngilizce öğrenmenin sadece çalışma saatinde gerçekleşmesi gerekmiyor. New York Times‘ın yazmış olduğu gibi,

“Araştırmalar gösteriyor ki, bilgi, provasını yaptığınızda ve onu sık sık uyguladığınızda, aklınızda kalıyor. Yani, ezberlemeye çalıştığınız şeyi günlük yaşama dahil edebilirseniz, ideal olarak zaman içinde, onu akılda tutma şansınız büyük ölçüde artar.”

Bu yüzden İngilizceyi günlük hayatınıza uydurmanın yollarını bulmaya çalışın. Örneğin, ev işi yaparken İngilizce TV kanalları izleyebilir veya sosyal medyayı kullanırken İngilizce öğrenebilirsin.

Engoo’yu da deneyebilirsiniz. 

Yukarıdaki soruları cevapladıysanız, muhtemelen İngilizce öğrenmenin etkili  birçok yolunu bulmuş oldunuz.

Ancak, İngilizce öğrenmenin daha da eğlenceli ve etkili yollarını arıyorsanız Engoo‘ya bir göz atın!

  • Aboneliğe dayalı modelimiz, öğrencilerin aylık bir abonelik satın alması ve böylece günlük olarak ders alabilmesi anlamına gelir, ki bu mümkündür, çünkü her ders sadece 25 dakikadır!
  • Hem eğitmenlerimiz hem de öğrenme materyallerimiz eğlenceli ve ilgi çekicidir! İlginç bulduğunuz bir eğitmen seçin ve derse başlayın.

İlk dersiniz bizden!