Neden Dil Öğrenmek İçin Hiç Yaşlı Değilsin

“Yeni bir dil öğrenmek için çok yaşlıyım.”
“Eski köpeğe yeni numaralar öğretemezsin.”

Muhtemelen bu ifadeleri veya benzerlerini daha önce duymuşsunuzdur.

Ama peki bunlar ne kadar doğru?

Uzmanlar Ne Diyor?

İlk olarak, beyninizin yeni deneyimlere yanıt olarak kendini değiştirme yeteneğini ifade eden (ör. öğrenmenize yardımcı olma) “nöroplastisite” kavramına dönmemiz gerekecek.

Nöroplastisite yaşla birlikte azaldığından, beyin kendini değiştirmede daha da kötüleşir. Yaşlandıkça yeni şeyleri hatırlamamızı zorlaştıran şey budur.

Ancak bu, beyninizin tamamen değişmeyi bıraktığı anlamına gelmez. Aslında bilim adamları, beyinlerimizin yetişkinlerde bile her gün dinamik olarak değişmeye devam ettiğine dikkat çekiyor!

Ek olarak, hafızanın dil öğrenmede etkili olan tek şey olmadığını unutmamalıyız. Örneğin, çok dilli Steve Kaufmann yaşla birlikte daha iyi öğrendiğini, çünkü yaşlandıkça daha iyi anladığını savunuyor.

Alandaki araştırmacılar, yetişkinlerin halihazırda başka bir dil bildiğini ve bu da onların daha hızlı öğrenmelerine yardımcı olduğunu belirtiyor.

  • Temel düzeyde, bu, ana diliniz öğrenmekte olduğunuz dil ile benzerlikler paylaşıyorsa, yenisini öğrenirken daha kolay bir zaman geçireceğiniz anlamına gelir. Örneğin, Latin alfabesini nasıl okuyacağınızı zaten biliyorsanız, İngilizce, Fransızca, Vietnamca veya aynı harfleri kullanan herhangi bir dil öğrenirken yeniden öğrenmenize gerek yoktur!
  • Daha derin bir düzeyde, bu, çocukların aksine, zaten zihinsel bir dünya kavramına sahip olduğunuz anlamına gelir. Örneğin, üç yaşındaki bir çocuk tekerleğin ne olduğunu bilmeyebilir, ama siz kesinlikle biliyorsunuz. Bu yüzden onun için kelimeyi başka bir dilde öğrenmeye çalıştığınızda, zihninizde “tekerleği yeniden icat etmenize” gerek kalmaz. Sadece kelimeyi öğrenir ve önceden var olan bilginizle eşlersiniz.

Yani en azından uzmanlara göre, eski köpeğe yeni numaralar öğretebilirsiniz. Ancak daha yaşlı öğrenciler olarak doğru yöntemleri kullanmalı ve gerçekçi olmalıyız.

Hangi Yöntemleri Kullanabiliriz?

Yetişkinlerin bir dilde akıcı olamamasının ana nedenlerine ve bu sorunları çözmek için hangi yöntemlerin uygulanacağına bakalım.

1. Kendimiz hakkında öğrenmemizi engelleyen yanlış kanılarımız var.

Yaşamlarımız boyunca, kendimiz hakkında tam potansiyelimize ulaşmamızı engelleyen bazı yanlış kanılar geliştirmiş olabiliriz. Örneğin, çoğumuz yetişkinler dil öğrenmede iyi olmadığımıza inanıyor veya utangaç olduğumuz için asla akıcı olamayacağımıza inanıyoruz.

Bu durum sizede tanıdık geliyorsa, bu tür yanlış anlamaları çözmek için bu makaleyi okumaya devam edin.

2. Öğrenmek istediğimiz dilde bizimle konuşabilecek kimse yok.

Neyse ki, günümüzde, öğrenmek istediğimiz dili yüz yüze konuşacak birini bulamasak bile, çevrimiçi konuşma pratiği yapmanın birçok ücretsiz yolu bulunmaktadır.

Ayrıca bir öğretmen tutma seçeneğiniz de vardır. Yaşlı bir öğrencinin Emekli Kişiler Derneği (AARP) web sitesinde açıkladığı gibi, “Pek çok insan için (ben de dahil), işin içine en azından birazda olsa bire bir öğrenme eklemek çok önemli bir fark yaratabilir.”

Yüz yüze bir öğretmen bulamazsanız, online öğretmen deneyin. Engoo’da size 7/24 yardım etmeye hazır binlerce eğitmenimiz vardır. Aylık abonelik modelimiz aynı zamanda öğrencileri günde en azından bir ders almaya teşvik eder, böylece İngilizce konuşmak sadece birkaç hafta içinde bir alışkanlık haline gelir ve aylar içinde doğal haline gelir.

3. “Ama Asla Anadilim Gibi Konuşamayacağım.”

Yaşça büyük bir öğrenci olarak, muhtemelen dil öğrenen bir çocuk kadar anadiliniz gibi İngilizce konuşamayabileceğiniz doğru olabilir. Ancak bu imkansız değildir.

Sonuçta, anadili İngilizce olan konuşmacılarla (native speaker) aynı ses sistemine sahipsiniz. Bu, sadece dili nasıl kullanılacağını öğrenme meselesidir, bu çok fazla pratik gerektirir ve genellikle bir lehçe koçunun veya aksan azaltma uzmanının yardımını gerektirir.

Ancak, tek ihtiyacınız olan iletişim kurabilmekken, bir dili “anadil gibi öğrenme” çabasına gerçekten girmek istiyor musunuz?

TED konuşmalarından gördüğümüz kadarıyla, akıcı olmak için İngilizceyi anadiliniz gibi konuşmamıza gerek olmadığı açıktır. Örneğin, bir Rus gazetecinin şu konuşmasına, Brezilyalı bir bankacının şu konuşmasına ve Çinli bir bilim adamının şu konuşmasına bir göz atın.

Ve ister inanın ister inanmayın, anadili İngilizce olmayanların sayısı artık anadili İngilizce olanları dört katından fazladır. Sonuç olarak, bugün İngilizce konuşmaların çoğu bir tane bile anadili İngilizce olan bir konuşmacı içermiyor.

Japon öğrencilerimizden biri Berlin’e taşındıktan sonra şunu fark etti: “İnsanların mükemmel İngilizce konuşmaları gerektiği fikrinden kurtulmaları önemlidir. Burada Berlin’de yaşayan kimse mükemmel İngilizce bilmiyor. “

Yani hiçbirimizin tamamen doğal görünmesine gerek yok. Sadece iletişim kuracak kadar akıcı olmalıyız.

Birçok Yetişkin Yabancı Dilde Uzmanlaştı… Siz de Yapabilirsiniz!

Son olarak, yukarıdaki TED konuşmalarında ki seçkin kişilere ek olarak, tarih boyunca milyonlarca yetişkinin dünyanın farklı bir yerine taşınmak ve yeni vatanlarının dilini öğrenmek zorunda kaldığını unutmayın.

Bu kişilerin çoğu, yeni dillerini sözde “dil öğrenme yaşı” olan bir yaşta öğrenmedi. Büyük olasılıkla anadili gibi konuşmaya yakın bile değiller ve muhtemelen hala arada sırada kelimeleri unutmaktadırlar, ancak iletişim kurabilmekte ve yeni bir ülkede yaşayabilmektedirler.

Artı, yetişkinler olarak, bir dil öğrenmek beyninizi çalıştırmanın harika bir yoludur. Araştırmalar, akıcı konuşmanın yanı sıra bunamanın başlangıcını da erteleyebileceğinizi söylüyor!

Öyleyse ne bekliyorsunuz? Bugün öğrenmeye başlayın! Ve Engoo’ya kaydolduğunuzdan emin olun. İlk dersiniz bizden!