Bu mazeretlerin İngilizce öğrenmenizi engellemesine izin vermeyin

  • “İyi derecede akıcı ingilizce konuşmak istiyorum, ama bu konuda iyi değilim.” 😢
  • “Daha önce evde ingilizce öğrenmek için uğraştım ve başarısız oldum. Asla akıcı olamayacağım! ” 😢😢
  • “Dil öğrenme bana göre değil. Neden deneyeyim? ” 😢😢😢

Bir dil öğrenme için çalışıyorsanız veya öğrenmeye çalışan birini tanıyorsanız, muhtemelen yukarıdaki cümleleri söylemiş veya duymuşsunuzdur.

Ancak, bunların hiçbiri öğrenmeye engel nedenler değildir. Bunlar sadece öğrenmemek için mazeretlerdir. Nedenini birlikte inceleyelim.

1. Ama daha önce bir dil öğrenmeye çalıştım ve başarısız oldum.

Ne yazık ki, insanlar dil öğrenme konusunda yeteneksiz olduklarını ve bu nedenle başarısız olduklarını düşünüyorlar.

Fakat, gerçekte bunun nedenleri çok daha basit:

  • Motivasyon eksikliği.
  • Zaman bulamamak.
  • Yanlış yöntem.

Örneğin, çoğumuz okulda en az bir yabancı dil öğreniriz. Ancak büyük olasılıkla dersi alma nedeniniz dersi sevmeniz değil, dersin zorunlu olması. Bu bir motivasyon eksikliğidir.

Bazılarımız işten sonra dil dersleri alıyoruz. İş yoğunsa, bu derslere gitmemiz ya da çalışmaya zaman ayırmamız zorlaşıyor. Bu durumda, sorun dil öğrenmede başarısızlığımız değil; hayatta bazı şeylerin yolunda gitmemesi.

Okuldaki dersleriniz size dilbilgisi ve kelime bilgisi öğretirken ingilizce konuşma pratiği yapmak için hiç bir fırsat vermediyse, akıcı olmayı bekleyemezsiniz. Bu durum ise kullanılan yanlış bir yöntem örneğidir.

Doğru motivasyon ve yöntemle gelişiminiz hiç bir sorun olmayacak!

2. Ama dil öğrenme konusunda iyi değilim.

Bazı insanların dil öğrenme konusunda diğerlerinden daha iyi olduğu doğrudur. Ancak bu sizin veya başkalarının dil gelişiminin imkansız olduğu anlamına gelmez.

Çoğumuz ödüllü matematikçiler değiliz, ancak temel matematik bilgisine sahibiz. Çoğumuz Michelin kalitesinde yemek yapamayız, ancak muhtemelen makarna yapmayı öğrenebiliriz.

Benzer şekilde, hepimiz başka bir dilde çok satan bir kitap yazamayabiliriz, ancak hepimiz konuşabilir, yemek sipariş edebilir veya farkı bir dilde  yapmak istediğimiz her ne olursa olsun bunu yapabilecek kadar iyi olabiliriz.

Dolayısıyla, yabancı bir dilde akıcılığı bir tür yetenek olarak düşünmek yerine, bunu bir beceri olarak düşünün. Her beceri için geçerli olduğu gibi, ne kadar çok pratik yaparsanız o kadar iyi olursunuz. Bu, düzenli olarak pratik yapmak isteyen herkesin istediği akıcılık düzeyine ulaşabileceği anlamına gelir.

Birçok öğrenci dil öğrenmek için yetenekleri olmadığına inanmaya başlarlar, ancak eğitmenlerimizle günlük pratik yaparak güven kazanır ve çok hızlı bir şekilde akıcı ingilizce sahibi olurlar..

3. Ama dilleri sevmiyorum.

Farklı dillere ilgi duyuyorsanız, bunları öğrenirken daha fazla eğleneceğiniz ve muhtemelen daha hızlı bir şekilde gelişeceğiniz doğrudur. Ama bir dili sevmek bulmacanın sadece bir parçasıdır.

Aslında, dilleri sevmeyen birçok insan yinede onları öğrenme konusunda başarılı olabiliyor. Dünyanın farklı bir yerine taşınması gereken herhangi birine sorun.

“Ama, bunun nedeni bu insanlar hayatta kalmak için dili öğrenmek zorundalar! Benim bu tür bir motivasyonum yok.” diyebilirsiniz. Bu doğru olabilir ve işte tam bu yüzden motivasyonlarınızın neler olduğunu bulmanız çok yararlı olabilir.

Öğrenmekte olduğunuz dili sevmek için nedenler aramak yerine, onunla ne yapmak istediğinizi düşünün:

  • Bir terfi veya daha iyi bir iş bulmak ister misiniz?
  • Yurtdışında eğitim görmek ister misiniz?
  • Başka ülkelerden insanlarla arkadaş olmak ister misiniz?

Bu tür şeyler yaptığınızı hayal etmeye çalışın. Öğrenmekte olduğunuz dile aşık olmasanız bile, ustalaşmanın sonuçlarını kesinlikle seveceksiniz.

Artık “Ama” Demek Yok!

Hiçbir şey sizi İngilizce öğrenmekten alıkoyamaz.

Biz bunu Engoo’da ki deneyimlerimizden biliyoruz. 25 dakikalık birebir online ders sayesinde yüz binlerce öğrenci hiç düşünmedikleri şeylere ulaştı: Akıcı İngilizce (Fluent English).

Hala ikna olmadıysanız, işte öğrencilerimizden birinden bir hikaye: Mutsumi, Japonya’dan bir film yönetmeni.

Eğitmenlerimizle çalışmaya başlamadan önce Mutsumi’nin bir çok şüpheleri vardı. Örneğin, İngilizceden hoşlanıp hoşlanmadığını sorduğumuzda, “Ondan nefret ediyordum haha. Lisedeki en kötü dersimdi.”

İngilizce öğrenirken kesinlikle çok iyi olmadığını düşündüğü olumsuz deneyimler yaşadı:

“Lisedeyken İngilizce en kötü dersimdi. Ortaokulda o kadar da kötü değildi, ancak lisede dilbilgisi ve kelime dağarcığı çok karmaşıklaştı ve öğrenmem gereken çok daha fazla şey vardı ve bu yüzden çok bunalmıştım… Ders olarak İngilizceden özellikle notlarım yüzünden nefret ettim.”

Ancak, bir iş bulup yabancı yönetmenlerle iletişim kurmaya başladığında, İngilizce’de “evet”, “hayır” ve “tamam” dan daha fazlasını söylemek istediğini fark etti.

Bu andan itibaren Mutsumi, yaklaşık bir yıl boyunca eğitmenlerimizden birebir online ders aldı. En son bizimle konuştuğunda, filmlerini şimdi uluslararası film festivallerinde tanıtabildiğini ve diğer ülkelerden yönetmenlerle filmleri tartışabileceğini gururla anlattı.

Eğer akıcı İngilizce konuşup konuşamayacağınızı hala merak ediyorsanız, cevap “evet!” Sadece deneyin. Ayrıca, herkes Engoo ile ücretsiz deneme dersi alıyor, bu yüzden kaybedecek bir şeyiniz yok!